Ünlü: “Kurmacanın Amacı Yaratmaktır Zaten!” « Roj Nûçe

19 Haziran 2024 - 00:46

Ünlü: “Kurmacanın Amacı Yaratmaktır Zaten!”

Ünlü: “Kurmacanın Amacı Yaratmaktır Zaten!”
Son Güncelleme :

10 Aralık 2023 - 3:04

1.595 views

Geçtiğimiz aylarda “Ben Yokmuşum Gibi” adını verdiğiniz öykü kitabınız yayımlandı. Okuru bol olsun diyelim öncelikle. Genelde insanların birbirlerini tanımalarına, aynı ortamları paylaşmalarına rağmen birbirlerine yokmuş gibi davrandıklarını görüyoruz. Kitabınıza isim vermede var olan bu olgunun etkisi var mı? Neden “Ben Yokmuşum Gibi”?

Teşekkür ederim. Hayatımız sona erdiğinde hiç yokmuş, var olmamış gibi olacağız aslında hepimiz.

Hatıraların gücü bir süre buna izin vermeyecektir elbette ama netice yokluğa çıkıyor. Yaşarken yokmuşuz gibi davrananlar ise kitabın teması, diyebilirim.

Öykülerinizde olumsuzlukları, sıkıntıları, trajedileri ironik bir dille anlatıyorsunuz. Neden böyle bir üslup seçtiniz? İroni ne ifade ediyor sizin için?

İroni her şeyden önce sembolik bir dildir. İronik anlatımın en önemli özelliği de (bana göre) eleştirel bakışı barındırmasıdır. Tarihsel yanlışlıklar, iktidar, toplumsal yapı ironinin gücüyle anlatılır. Metne derinlik ve özgüven katar.

Bir taraftan da okuyucuya bir tuzaktır aslında ironi. Metni okurken sürekli tedirgin eder: “Doğru anlıyor muyum acaba?” Beraberinde okuyucuya farkındalık da kazandırır tabii.

Öykülerinizde anlatıcı genelde birinci tekil kişi. Öykünün kahramanı anlatıcı. Böylesi bir kurgu ve anlatım bize öykülerinizde işlediğiniz konuyu ve kahramanları içselleştirdiğinizi ve ortaya samimi öykülerin çıktığını düşündürtüyor. Ne dersiniz?

Böyle düşündürüyorsa iyi iş çıkarmışım demektir. Zira yarattığım karakterleri tanımıyorum.

Öykülerinizde supangle, modern, faşist, travma, avize gibi kelimeleri süpangil, moderen, faşik, tramvay, avaze olarak kullanmışsınız. Buradan yola çıkarak size kelimelerle oynamayı seven bir yazar diyebilir miyiz?

Aslında her yazarın bu ve benzeri kavramlara bakış açısı değişkenlik gösterebilir. Özellikle anlatıya dönüştürürken, metinlerimi çok fazla kavramsallaştırmadan ama okur için kavramsallaştırılacak şekilde bir dünya yaratmaya çalışırım. Sizin soruyu bu şekilde düşünmeniz ile benim yaratmak istediğim anlam arasında tam da böyle bir ilişki var, diyebiliriz.

Kitaba da ismini veren “Ben Yokmuşum Gibi” öykünüzde kahramanınıza “ölmekle eşdeğerde olan bir şey söylemem istense hiç şüphesiz hatırlamak derim” cümlesini kurduruyorsunuz. Genelde hatıralar insanı yaşatan, mutlu kılan bir kavram olarak bilinir. Siz hatıraları neden ölümle eş tutuyorsunuz?

Bahsettiğiniz sadece mutlu anılar ve mutlu anılar en kolay unutulan anılardır. Mutlu olduğumuz anların kısalığı gibi aslında.

Mutsuzluk ise derimize yapışır, öyle kolayca söküp atamayız.

Yine bu öykünüzde var olan edebiyat ortamına ve insanların davranışlarına keskin eleştiriler söz konusu. Neler söylersiniz günümüz edebiyat ortamı ve insan ilişkileri hakkında?

Bu soruya Attilâ İlhan’ın dizeleriyle yanıt vereyim:

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

“Ben Yokmuşum Gibi” adlı öykünüz farklı yönlerden bakmayı gerektiriyor. Buradaki felçli, yatalak kahramanın duygularını ustalıkla anlatıyorsunuz. Bu sizin empatisi yüksek bir insan olmanızı gerektirir ya da yakınlarınızdan yatalak olanlar var. Ayrıca sizin yayımlanan ilk kitabınız “Kapanda Bir Hayat” bu öyküdeki başkarakterin ilk kitabı olarak yer alıyor. Bunun nedeni hakkında neler söylersiniz? Bir de daha önceki kitabınızda yer alan “Kırmızı Bir İsyandır Bu” öyküsünün Asım Bey’i burada da var. Edebiyat dünyamızdaki haksızlıkları anlatıyor. Neler söylersiniz bu hususlarda?

Bir karakteri yazarken onu daha önce tanıyor olmamız gerekmez. Kurmacanın amacı budur zaten: Yaratmak! Tabii yaratırken yaratıcılığınızı beslemeniz gerekir. Bu beslenme nasıl olur; çok fazla okuyarak, gezerek, yazacağınız konuya dair bilgiler toplayarak, araştırarak, hatırlayarak, hissederek ve hayal gücünüze sığınarak.

Beş sene yurt dışında engelli kampında kalmamın yararı mutlaka olmuştur ama tek başına yeterli değil elbette. Kapanda Bir Hayal’i dahil etmek, okurun aklına şüphe düşürmek adına güzel bir hamle olur, diye düşünmüştüm ki sorunuzla birlikte doğru düşündüğümü anladım.

Asım amcayı ilk kitapta çok sevdiler. Hatta çoğu geri dönüşte “keşke Asım amcanın romanını yazsanız.” gibi yorumlar aldım. Roman yazmayı düşünmediğim için son bir kez daha okurlarla Asım amcayı kavuşturmak istedim.

Öykülerinizde engelli bireyler, Türkçeyi sonradan öğrenen bir Kürt genci, sonu kötü biten bir aşk hikâyesi, cin musallat olmuş diye toplumdan dışlananlar, eşini aldatanlar… anlatılıyor. Neden bu kara, karanlık kesitleri anlatıyorsunuz. Bu karakterlerle toplumsal aksaklıklara dikkat çekme amacında mısınız ve ya Tolstoy’un dediği gibi “mutlu insanların hikâyesi yoktur.” fikrini mi destekliyorsunuz?

Mutlu insanların mutlu hikâyeleri vardır ve bunlarla hiç ilgilenmiyorum açıkçası. Ses olmayı, görünmeyeni göze sokmayı, ötekileştirilenleri hayatımıza katmayı, konuşulması gereken fakat herkesin suspus olduğu konuları parmakla göstermeyi, sanat toplum içindir düşüncesiyle benimsiyor ve yazıyorum. Yazmaya da devam edeceğim.

Öykülerinizde eylem cümlelerini özellikle mi kullanıyorsunuz? “Süpangil” adlı öykünüzde Nehir ve Murat’ın birleşme sahnesinde kısa eylem cümlelerini öyküye heyecan katsın gayesiyle mi kullandınız?

Hayır, heyecan katsın gayesiyle yazmadım. Sevişmeleri gerekiyordu, ben de yazdım. Bir de artık şu “ayıp” kavramından çok sıkıldım.

İnsanlar doğar, büyür ve sevişir. İki insanın birbiriyle sevişmesi anormal bir durum değildir.

“Zınar” adlı öykünüzde kahramanımız teknolojik nesne bilgisayar kullanmak yerine nostaljik nesne olan defter kullanıyor. Yazılarını deftere yazıyor. Bunun bir nedeni var mı?

Defter-kalem ikilisini seviyor ve hâlâ kullanıyorum. Belki teşvik etme amaçlı yazmışımdır, kim bilir.

“Avaze” öykünüz “Ben Yokmuşum Gibi” kitabındaki yedi öyküyü de içine alıyor. Diğer öykülerdeki karakterlerin çoğu burada. Neler söylersiniz bu öykünüzle ilgili?

Benim ne söylediğimden çok aslında okurun düşünceleri önemli. Yazdım, benden çıktı artık. Metin okurundur.

Son olarak neler söylersiniz? 

Davetiniz için teşekkür ederim.

Biz teşekkür ederiz.

Muaz ERGÜ

Burcu ÜNLÜ

Kaynak: http://www.dibace.net/

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.